Ebedi Takvim






Beydağ

3 Ocak 2012 Salı

Ege Bölgesi’nde, İzmir iline bağlı bir ilçe olan Beydağ, kuzeyinde Kiraz, doğu ve güneyinde Aydın, batısında Ödemiş ile çevrilidir. Küçükmenderes Vadisinin doğu ucunda, Beydağ, Aydın Dağları’nın uzantısı olan Beydağ’ın eteklerinde yer almaktadır. İlçe toprakları Ege Denizi’ne dik inen tepelerle engebelenmiştir. Bunların arasında tarım alanı olarak kullanılan ovalar bulunmaktadır.

İl merkezine 142 km. uzaklıktadır. Denizden yüksekliği 235 m. Olan ilçenin 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 14.147’dir.

İlçede Akdeniz İklimi hüküm sürmekte olup, yazları sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Yağışlar genellikle yükseklerde kar, Beydağ ilçesi yakınlarında yağmur şeklindedir. İlçenin doğal bitki örtüsü; dağ eteklerinde zeytin, incir, üst kısımlarda kestane ve meşe, tepelerde ise iğne yapraklı çam ormanları ile kaplıdır.

İlçenin ekonomisi tarım, hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında; tütün, pamuk, susam, patates, zeytin, incir, kavun karpuz ve çeşitli sebzeler gelmektedir.

Beydağ’ın bulunduğu yerin eski bir yerleşim yeri olduğu kaynaklardan ve çevredeki tümülüslerden öğrenilmektedir. MÖ.2000-1000 yılları arasında Luwilerin burada yaşadıkları bilinmektedir. MÖ.1200’deki Dor göçü ve İon yerleşmesinin Beydağ’ın bulunduğu bu alana kadar yayıldığı sanılmaktadır. Çevredeki tümülüslerden Lydialıların buraya egemen olduğu, Kimmer ve Pers akınlarında yöre zarar görmüştür. MÖ.603’ten sonra Persler yöreye hakim olmuşlardır. Persler döneminde bugünkü Ödemiş köylerinden Günlüce’de Hypaipa isimli Pers kutsal alanının varlığı Perslerin bu bölgeye önem verdiğini göstermektedir. Büyük İskender’in Anadolu’ya hakim olmasından sonra Beydağ yöresi de Makedonyalıların, İskender’in ölümünün ardından Antigonos’un, Lysimakhos’un ve Pergamon Krallığı’nın yönetimine girmiştir. Pergamon Kralı III.Attalos’un ölümünden sonra vasiyet yolu ile yöre ile birlikte Beydağ da Romalıların egemenliğini kabul etmiştir.

MS.IV.yüzyılda Bizanslıların hakimiyetine giren yörede Hıristiyanlık yayılmış, bir takım kiliseler yapılmış ve Hıristiyanlığın önemli bir merkezi olmuştur. Bunlardan birisi de Beydağ Kalesi ile Seyrek kavak arasındaki Kirse Mevkiinde bulunuyordu.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Türkmen boyları Anadolu’ya yayılmıştır. Selçuklu emirlerinden Emir Çaka Bey de Merkezi İzmir olmak üzere bir beylik kurmuştur. Bu beylik sınırlarını Beydağ’ın bulunduğu alana kadar genişletmiştir. Beydağ’ın bulunduğu bölge Haçlı seferleri sırasında çeşitli çatışmalara sahne olmuş, Aydınoğlu Mehmet Bey’in oğlu İbrahim Bahadır Bey bir süre yöreye hakim olmuş ve burasını kendi emirliğine bağlamıştır. Daha sonra da Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Beydağ Osmanlı dönemine kadar Palaiapolis olarak anılmış, Osmanlı topraklarına katılmasından sonra ismi Balyambolu olarak değiştirilmiştir. Balyambolu 1838-1849 yıllarında Aydın Livasına bağlı bir kaza idi. Bu dönemde Osmanlı devletinin önemli gelir kaynaklarından olan tuz ticareti Gediz yöresinden yapılarak İzmir Kuşadası ve Mudanya limanlarına taşınıyordu. Bu ticareti yapabilmek için de Balyambolu’nun da içerisinde bulunduğu Tire, Bayındır, Ödemiş, Birgi ve Keleş gibi ilçelerden develer sağlanıyordu.Balyambolu 1867’de nahiye olmuş ve Ödemiş kazasına bağlanmıştır.

İzmir Vilayet Salnamesinde (1927-1928) Beydağ bucak merkezi olarak görülmektedir. Bu dönemde savaşlar ve salgın hastalıklar nedeniyle nüfusunun azaldığı anlaşılmaktadır. 1926 yılı İzmir Vilayeti Meclis-i Umumi kararı ile Balyambolu ismi Beydağ olarak değiştirilmiştir. 1927 yılında nüfusunun azlığından ötürü belediyesi kaldırılmış, 1964 yılında Belediyesi yeniden kurularak belde konumuna getirilmiştir. Beydağ 1988 yılında İzmir’e bağlı bir ilçe yapılmıştır.

İLÇEMİZİN İSMİNİN MENŞEİ
Beydağ ilçesinin coğrafi konumu yönünden doğanın zengin oluşu, insanların ilk çağlardan beri beğenisini kazanmıştır. Bu yönden Beydağ, tarihin ilk çağlarından bu yana çeşitli kavimlerin yerleşip yaşadığı alanlardan olmuştur. Dünün ve bu günün Beydağlıları, doğanın onlara bağışladığı, güzel iklim, bereketli topraklar üstünde yaşamlarını sürdürürken geleceği düşünmemişler veya düşünememişler. Bu bakımdan tarihi ile ilgili araştırma yapmak güçleşmiştir.

Bilerek veya bilmeyerek eski koy ve şehir adlarının değiştirilmesi, tarihi kalıntıların, ören yerlerinin talan edilmesi, küçük çıkarlar uğruna, sit alanlarının inşaata açılması, yörenin tarihi araştırmalarını güçleştirmektedir.
Yöremizin iklimi ve bereketli topraklarından dolayı. Etiler'den de önce yerleşim yeri olduğunu belgeleyen kalıntılar mevcuttur. Bu bakımdan, Beydağ ilçesinin adı da zaman zaman değişmiştir.

Prof. Dr. Louis Robert, "Pek çok yer adının sonuna eklenen Polis kelimesi, doğal koşullarda bol, boli, bolu şeklinde günümüze ulaşmıştır. Bir Örnek ile kanıtlamak gerekirse, İsauria'da barış kenti anlamına gelen antik (İrenepolis) adının (îrenebol) şekline dönüştüğüne işaret etmek yeterli olacaktır" demektedir.

Greklerde şehir kelimesinin karşılığı "Polis"dir. Polis adını taşıyan şehirler, bir saray ve çok kere, bir mabet meydanına yelpaze şeklinde gelen sokakların kenarlarında dizilmiş evlerden meydana gelirdi. Örneğin İstanbul; Bizanslılar zamanında Kostantinopolis, şehir olarak kurulmuştur. Türkler elinde, Kadıköy, Karaköy, Erenköy, Ortakoy, Vaniköy gibi köylerin birleşmesi ile İstanbul oluşmuştur.

Prof. Dr. Bilge Umar, "Palaipohs", Helen dilinde, eski kent demektir. Bu ad yakın zamana kadar Balyambolu olarak kullanılıyordu. Beydağ ilçesinin adı Osmanlılara kadar, Palaiapolis adının değişik şekilleri ile (Palyapolis, Palaiapolis, Nikapolis, Palaipo-lis, Palaioupolis, Paloeopolis, Algiza, Palaiapolis) olarak gelmiştir. Bu şehrin adları ile yerlerinin de değişmiş olabileceği düşünülebilir. Nitekim M.S.IV. asırda Pisikoposluk merkezi olduğu zamanlar, kalenin batısında, Evliya Çelebinin geldiği zamanlar (1671) şehir kalenin doğusunda, Vakıf Tarla tarafında bulunduğu belirgin olmakla beraber, Beyköy`deki şehir kalıntısının tarihini belirlemek, arkeologların ilgisini beklemektedir.

Piskoposluk merkezi olmadan, önceki tarihlerde Kilbianni-saların şehir devletlerinden olduğunu, Koloe ile birlikte para bastırdıklarını, bilmekteyiz. Bu şehir devletleri ilk İyonya'da kurulmuş olmalıdır. M.Ö.7 yüzyılda, tanrıların yurdu olarak kabul edilen "AKRAPOLİS ismini almıştır.

Aka'lar, Hititler zamanından kalma şehir ve kasabaları bulup yerleşirken, şehri sınırlı bir bölgenin siyasi ve kültür merkezi durumuna sokarak "Polis" kavramının özünü oluşturmuşlardır. O günkü düşünceye göre şehir, çevresini oluşturan surlarla değil, özgür yurttaşlarıyla temsil olunurdu. Böylece şehir devleti olmakla, toplum devleti olduklarını da kanıtlıyorlardı. Palaiapolis'da (Beydağ) o çağda kabile toplantılarının yerini halk meclisleri almıştır.

O devirde şehir devletleri o kadar çok ve sıktı ki, uzun boylu bir insan yattığı zaman ayakları için pasaport kestirmek gerekirdi, diyor Halikarnas Balıkçısı.

Köy adlarına ve köylerdeki aşiret, boy, oymak, sülâle adlarına bakarak, Türkler'in ilk önce Beykoy'üne gelip yerleşmiş olabileceği kanısına varabiliriz. Beyköy, Çukuroba, Çakallar, Ağalar, İnnecikler, Macarlar mahallelerinin adları buna birer örnektir. Bunların geliş tarihleri belli değildir. Çukuroba Mahallesindeki mezar taşları yok edilmese idi bu konuyu aydınlatabilirdi. Mezar taşları, antik buluntular, etnografik eserler, Abdullah Efendi Medresesinde korunmalıydı.

1327 yılında Bodemya (POTEMİA) ya, Aydınoğlu Mehmet Bey'in, oğlu İbrahim Bahadır Bey'i vali (Emir) ataması ile, Beydağ Bademye Emirliğine bağlanmıştır.

1430/40 yıllarında Beydağ'ın adı “Karye” olarak geçmektedir.

1453 den itibaren Tire'ye bağlı kazalardandır.

Î.Cavit, Aydın Vilâyetine Mahsus Salnamesinde: "Ödemiş Kazasında Ahvali Tarihiyesi bölümünde: şehrin ismi ile ilgili olarak, kelimenin Yunanca -Eski Şehir- manasında olan "Palaia-polis"dir der.”

1671 yılında Beydağ’ına gelen Evliya Çelebi "Biyan kökü çok olduğundan, biyanbol'dan galat olarak verilmiştir" der.

1672'lerde Balyambolu olarak adı sayılı kazalar arasında geçer.

1831 Aydın Sancağının (Kaza-i Balyambolu 6180 nüfuslu) kazasıdır.

1867 yıllarında Balyambol'un nüfusu azalmış, nahiye olmuştur.

1927-1928 İzmir Vilâyet Salnamesinde Beydağ bucak merkezi belediyeliktir. Bütçesinin de 4.048 Lira olduğunu görürüz. Bu tarihten sonra da belediyelik kaldırılmıştır. Çünkü nüfusu azalmıştır.

Balyambolu adı 1926 yılı, İzmir Vilâyeti Meclis-i Umumisinin kararı ile BEYDAĞ olarak değiştirilmiştir.

Bucak (nahiye) yönetimi 88 yıl içinde, bucak merkezi Adaküre, Beyköy, Pazaryeri olarak yer değiştirmiştir. 1955 yılında da Bucak örgütü kaldırılmıştır.

1927 yılında nüfus azlığı ile kaldırılan belediyelik, 37 yıl sonra 1964 yılında tekrar verilmiş Belde olmuştur.

Beydağ 121 yıl sonra 1988 yılında tekrar İlçe yönetimine kavuşmuştur.


Beydağ Fotoğrafları
KURTULUŞ SAVAŞINDA BEYDAĞ
15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali karşısında İstanbul’un ve Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin tutumu ibret vericiydi. Tamamen teslimiyetçi ve tüm ümitlerini İngiltere’ye yaranma siyasetine bağlayan İstanbul yönetimi, ülke genelinde hüsrana neden olmuştu. Yıllarca Osmanlı Devleti’ne tabi olarak yaşamış bir milletin; Yunanların ve işbirlikçilerinin İzmir ve çevresinde giriştiği eylemler, Anadolu’nun fethedildiği izlenimini yaratıyordu. İşgalin büyük devletler desteğiyle Yunanlar tarafından gerçekleştirilmesi Türk halkına çok daha ağır gelmiştir.
Yunanlar geçici bir işgal için değil, kalıcı bir ilhak için geldiklerini her davranışlarıyla hissettiriyorlardı. Ege Denizi’nin iki yakasını birleştirerek Batı Anadolu ve Ege adalarını içine alan büyük Yunanistan’ı kurarak Megola İdea’yı, yani Bizans İmparatorluğu’nun geçmişteki ihtişamını yeniden canlandırma hayalini gerçekleştirmeye çalışıyorlardı. Bu hayali gerçekleştirmek için Yunan Ordusu üç koldan Ege Bölgesi’nin içlerine doğru ilerliyordu. Birinci yön Gediz Vadisi üzerinden Menemen, Manisa, Turgutlu, Salihli ve Alaşehir’di. İkinci yön Küçük Menderes Vadisi üzerinde Torbalı, Bayındır, Tire, Ödemiş yoluydu. Üçüncü yön ise güneyde büyük Menderes Vadisi üzerinden Aydın’dı. Yunan Ordusu’nun 27 Mayıs 1919’da Aydın’ı işgali, çevredeki halkta büyük bir telaşa ve heyecana neden olmuştur.
Yunan ilerleyişine karşı Batı Anadolu’da Ödemiş savunması için yapılan İlkkurşun Savaşı yörede gerçekleşen ilk Kuva-yı Milliye hareketidir. Bu hareketin ardından sadece Ödemiş ve civarında gönüllülerin, efe ve zeybeklerin katılımıyla altı cephe kurulmuştur. Bu cepheler ve komutanları şöyledir: Bozdağ Cephesi Postlu Mestan Efe, Halkapınar Cephesi Mursallı İsmail Efe, Kaymakçı Cephesi Gökçen Hüseyin Efe, Çaylı Cephesi Keleş Mehmet Efe, Bademye Cephesi Kör Bayram Efe, Beydağ-Emirli Cephesi Dikileç Koca Mustafa Efe. Bu komutanlardan başka Beydağ ilçesinden Kuva-yı Milliye’ye katılanlar ise şunlardır: Avuncular Köyünden Şahbaz, Nuri TABAK, İbrahim PULCU, Ahmet KİREMİTÇİ, Tabaklar Köyü’nden Hacı Hüseyinoğlu Molla Ahmet, Abdullah Efendi, Erikli Köyü’nden İsmail Hakkı, Saraç Ali Rıza ÖZTÜRK, Yeniyurt Köyü’nden Ali Molla, Beyköy’ünden Hacı Ahmet, Halı Köylü Araplı Hasan, Yağcılar Köyü’nden Koca İbrahim ve ismini bilemediğimiz pek çok kahraman…
23–24 Haziran 1919’da Beydağ’ın Yunan askerleri tarafından işgaliyle Beydağ halkının acı ve hüzün dolu günleri başlamıştır. İlk işgali gerçekleştiren Efzon birlikleri halka insanlık onuruyla bağdaşmayacak her türlü mezalimi yapmıştır. Beydağ halkı Nazilli yoluyla Kuyacak’a ve Denizli köylerine, Karacasu ve Bozdoğan ilçelerine göç etmek zorunda kalmıştır. Bu muhacirlikleri iki defa olmuş ve bu geliş gidişler halkı perişan etmiştir. Korkutup kaçırarak halkı yıldıracağını sanan Yunan askeri bu yöredeki direnişi kırmayı başaramamıştır. Cephelerde giderek direnişin ve Kuva-yı Milliyecilerin sayısının artması, idari ve mali bir takım sorunları da doğurmuştur. Bir yandan Kuvayı Milliye örgütlenmesinin merkezileştirilmesi, düzene sokulması ve silah gücünün arttırılması; diğer yandan da Kuva-yı Milliye birliklerinin yiyecek, giyecek ve donatım gibi ihtiyaçlarının karşılanması için bölgesel kongreler düzenlenmiştir.
Beydağ’ı da içine alan bölgenin kaderini tayin etmek için 19 Eylül 1919’da toplanan II. Nazilli Kongresine; Antalya, Burdur, Isparta, Denizli livaları, Apa, Atça, Alaşehir, Eşme, Eğirdir, Bademli(Bademiye), Beydağ(Balyambolu), Buldan, Bozdoğan, Çal, Çivril, Çardak, Honaz, Dalama, Sarayköy, Sultanhisar, Keçiborlu, Sandıklı, Güney, Tavas, Garbikaraağaç, Kadıköy(Babadağ), Karacasu, Karahayıt, Kuyucak, Nazilli ilçe ve nahiyelerinden ikişer delege katılmıştır. Beydağ Bucağı’ndan II. Nazilli Kongresi’ne, Balyambollu İsmail Hakkı ve Abdullah Efendi katılmıştır. Nazilli Kongrelerinde, askerleri silahlandırmak, cepheye gerektiği kadar asker ve yiyecek göndermek oluşturulan Heyet-i Milliye’nin görevi olarak kabul edilmiştir.
Alınan bu karar gereğince Büyük ve Küçük Menderes arasındaki dağların platolarına topçu bataryalarının çıkarılması için araba yolu yapılması istenmiş, Nazilli ve çevresindeki halk yol yapımında görevlendirilmiştir. Nazilli-Sinekçiler-Beydağ yaylası arasındaki top yolu, Beydağ halkının katkılarıyla 12 Haziran 1920’de bitirilmiştir. Beydağ halkı, canını dişine takarak Kuva-yı Milliye birliklerinin top, cephane gibi askeri malzemelerinin yanı sıra çeşitli iaşelerinin taşınmasında da katkıda bulunmuştur. Kurtuluş Savaşı’nda, İnebolu’dan Ankara’ya cephane taşınan ve İstiklal Yolu olarak bilinen yolun bir benzerinin Milli Mücadelenin İlkkurşunla başladığı yöremizde, Kuva-yı Milliye birliklerinin askeri ihtiyaçlarını karşılanmak için Beydağ halkı tarafından yapılmış olması gurur vericidir. Kuva-yı Milliye birliklerine ve dolayısıyla Milli Mücadele’ye çok büyük katkılar sağlayan bu yola Beydağ Belediye Meclisi, 9 Şubat 1993’te “Kuva-yı Milliye Yolu” adını vermiştir.
Beydağ halkından Kuva-yı Milliye’ye katılanlar, Beydağ ve Nazilli cephelerinde çarpışmayı vatan görevi saymışlar ve İstiklal Madalyası talebinde bulunmamışlardır. Beydağ halkından asker olarak Kurtuluş Savaşı’na katılanlar ise 3. Ordu’da vatanı savunmuşlardır.
24 Haziran 1919’dan 2 Eylül 1922’ye kadar Yunan işgali ve yönetimi altında geçen dönemde Beydağ halkı, bir yandan işbirlikçi azınlıklarla ve işgal kuvvetleriyle diğer yandan da İstanbul yönetiminin Milli Mücadele karşıtı tutumuyla mücadele etmiştir.

0 yorum:

Yorum Gönder

 
 
 
Slayt (İZMİR RESİMLERİ)

İzmir haritası


taksi durakları

İZMİR TAKSİ DURAKLARI A B C Ç E
F G H I J
TELEFON NUMARALARIK L M N O
Aranan semtin ilk baş harfini işaretleÖ P R S Ş
BUL tıklatınT U Ü V Y
Z
İZMİR Alan kodu 232