Ebedi Takvim






Ödemiş

23 Ocak 2012 Pazartesi

 İzmir’in güneydoğusunda yer alır. İl merkezine uzaklığı 113 km’dir. Kuzeyinde Uşak ili; doğusunda Kiraz ve Beydağ; batısında Bayındır; güneyinde Aydın ili ile çevrelenir.
İlçenin yüzölçümü 1.079 km2’dir. Bademli, Birgi, Bozdağ, Çaylı, Kayaköy, Kaymakçı, Konaklı, Ovakent ve Zeytinlik olmak üzere 9 beldesi ve 75 köyü bulunmaktadır.
2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı’na göre toplam nüfusu 128.259’dur. Bu nüfusun 61.896’sı merkezde, 66.363’si belde ve köylerde yaşamaktadır.
İlçede 100 İlköğretim Okulu, 15 Orta Öğretim kurumu bulunmakta; 18695 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 975 öğretmen görev yapmaktadır.
İlçede, 17 Sağlık ocağı, 28 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı hizmet vermektedir.
İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Hayvancılık önemli gelişme göstermiştir. Tarıma dayalı sanayi kuruluşları çoğalmaktadır.

Kültürel Çevre


Halk Oyunları: Ödemiş Zeybeği, Harmandalı, Kocaarap, İki parmak Zeybeği, Bakırlı, Çakıcı Zeybeği, Yandım Ayşe Kadın gibi kadın ve erkek oyunları oynanır.
Türküler: Kamalı Zeybek, Gökçen Efe, Ödemiş'in İçinde, İnce Mehmed, Çakıcı Efe, Ödemiş Kavakları, Osman Zeybek, Bakırlı Efe, Ödemiş Koşması, Cezayir Türküsü, Eminem, Fatmam, Arap Kızı ve Uzun Kavaklar gibi Ödemiş türküleri vardır ve hepsi anonimdir.
El İşleri: İğne Oyası, Dantel Oyası, Mekik Oyası, Boncuk Oyası, Kanaviçe ve Tel işleridir. Yünden yapılan dokumalar ise Heybe, Çul, Kolan, Namazla, Çuval ve Sofra Mendilidir. İpekli Dokumalar İpek Mendil, Peştemal ve Pembezar bunlardan başlıcalarıdır. Yöre halkının yaptığı el işleri ise her cumartesi Kadın El Sanatları Pazarı'nda sergilenir.
Yerel Giysiler: Önceleri eski Türkmen giysisi olan üçetek kullanılırdı. Sonradan kırsal alanda don, uçkur, işlik, gömlek, sürtike, şal kuşak, başlık gibi bölümleri olan giysiler giyilirdi. Daha sonraları ise entari ve ipekçanlı zar moda oldu. Günümüzde modern giysiler giyilmektedir. Eski erkek giysilerinin belirgin yönü Zeybek giysileridir. Zeybek giysisi gömlek, işlik, kısa çuha don, mintan, dokuma kuşak, cepken, camedan salihlik, kepmen gibi bölümlerden oluşuyordu.
Düğünler: Önde kız beğenilir, kız istemeye gidilir ve söz alınır. Sonra erkek evi ile kız evi bir araya gelerek söz kesilir, şerbet içilir, kız evi Bellilik gönderir. Sonra erkek evi kız evine Çanak Gezmesi yapar. Daha sonra Büyük Nişan yapılır. Ardından kızın kafa kağıdı istenir. Erkek evine bayrak asılarak okuyucu çıkarılır. Düğün kurulur. Kız evi Baş yüvmesi ve Kına Gecesi düzenler. Gelin almaya gidilerek, gelin oğlan evine getirilir. Düğünden sonraki günlerde gelin damat ve yakınları kız evine Ardca denilen yemeğe çağrılır. Erkek evi ise Döne denilen yemek verir.
Ödemişe Özgü Yemekler: Ödemiş Kebabı, Töngül Pidesi, Keşkek, Ekmek Dolması, Yağlı Sulu Akıtma, Kestirme Çorbası, Höşmerim, Heybeli Çorba, Yağlı Ekmek, Sinkonta, Isırgan Avukması, Dibile, Kabakaşı Tatlısı, Kalburbastı gibi yemek ve tatlıları vardır.

Ödemiş Milli Fuarı: Her yıl Ödemiş'in kurtuluş etkinlikleriyle birlikte 3-13 Eylül tarihleri arasında Ödemiş Milli Fuarı düzenlenir. Fuarda yerel sanayi ürünleri ve çeşitli meslek dallarında tanıtım yapılıp standlar kurulur. Ayrıca Lunapark alanı da halkın eğlenceli bir fuar ortamını gezip görmesi sağlar.
Ödemiş Müzesi: 1987 yılında hizmete giren müzede 10.000'in üzerinde arkeolojik ve etnografik eski eser bulunmaktadır. Müze idari bölümleri teşhir salonu, kütüphane, sergi salonu, eser depoları, fotoğrafhane, atölye ve laboratuar gibi ünitelerden oluşmaktadır. 715 m² genişliğinde olan teşhir salonu, arkeolojik ve etnoğrafik olmak üzere iki bölüm halinde tanzim olunmuş, mahalli eserler için ayrı bir köşe açılmıştır.
Cumartesi günleri kurulan ve bölgenin önemli pazarlarından biri olan Ödemiş Pazarının “El Sanatları Pazarı” bölümünde, satışa sunulan, yöreye özgü dantel, iğne oyası, mekik oyası, kanaviçe ve ödemiş ipeği gibi el ürünleri yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgi odağı olmaktadır.
Bir dönem Aydınoğlu Beyliği’ne başkentlik yapmış olan Birgi Ödemiş’in bir beldesidir. Birgi’de, Aydınoğulları Beyliği ve Osmanlılara ait çok sayıda eser bulunmaktadır. Ulu Camii, Aydınoğulları Camii, Karaoğlu Camii, Derviş Ağa Camii, Birgivi Mehmet Efendi Medresesi, Sultan Şah Türbesi, Çakırağa Konağı bu eserlerden bazılarıdır. Ödemiş Müzesi bölge tarihini yansıtan arkeolojik ve etnografik eserler bakımından zengindir.

Sultan Şah Türbesi


Türbe, Birgi’yi fetheden ve Aydınoğulları Beyliği’nin kurucusu olan Fatih Mehmet Bey’in kız kardeşi Hanzade Hatun’a aittir. Genel dolarak Sultan Şah denildiği gibi, Hatuniye Türbesi veya Hanzade Hatun Türbesi de denilmektedir.
SULTAN ŞAH TÜRBESİ
Türbe Ulu Camii’nin güneyinde, bugün Birgi içinden geçmekte olan Gölcük ve Bozdağ köy yolu üzerinde yer almaktadır.
Taş ve tuğla ile yapılmış, altıgen prizmal gövdeli türbeler grubuna dahil olan türbe, bu plan uygulaması ile Aydınoğulları devri türbe yapıları içersinde özel bir yere sahiptir. Çünkü bu beyliğin diğer türbelerinde kare ve sekizgen gövde yaygındır. Altıgen gövde yalnız bu yapıda karşımıza çıkmaktadır.Türbe içinde taşla örülmüş bir mezar ve başında parçalanmış mermer kitabesi bulunmaktadır.

Birgivi Mehmet Efendi Medresesi

Ulu Cami karşısında yer alan medrese, 1554 yılında Padişah II. Selim’in hocası Birgili Ataullah Efendi tarafından yaptırılmıştır. Medresenin hocalığına getirilen Mehmet Efendi ömrünün sonuna kadar İslami ilimleri yaymış, çevresinde denge ve düzenin sağlanmasında etkili olmuştur. Bu nedenle kendisine Birgili anlamına gelen "Birgivi’ lakabı verilmiştir.
Medrese 8m eninde, 19m boyunda dikdörtgen bir alana yayılmış olup, çok kubbeli bir yapıdır. Giriş revaklıdır. Revaklı girişin üzerini sekizgen kubbe kasnağına oturan üç yüksek kubbe örter. Medrese, kapıları revaklı girişe açılan ve her birini bir kubbenin örttüğü yedi odadan oluşmaktadır. Bigivi Mehmet Efendi Medresesi XVI. yüzyıl medreselerinin küçük ve tipik bir örneğidir.

Ödemiş Müzesi

Müze, idari bölümleri, teşhir salonu, kütüphane, sergi salonu, eser depoları, fotoğrafhane, atölye ve laboratuar gibi ünitelerden oluşmaktadır. 715 m_ genişliğinde olan teşhir salonu, arkeolojik ve etnoğrafik olmak üzere iki bölüm halinde tanzim olunmuş, mahalli eserleri için ayrı bir köşe açılmıştır.

Ulu Camii

1311-1312 yılında Aydınoğlu Mehmet
Ulu Selviler Altında Aydın Oğlu Mehmet Bey Camii
Bey tarafından yaptırılan Ulu Camii, duvarları kesme taşlarla örülü, kare planlı, beş nefli, sekiz sütunlu, ahşap tavanlı, kalın tuğla süslemeleri ve minaresi ile dikkat çekmektedir. Mihrap çifte kıvrık dallı, barok tarzı süslemelerle çevrili, firuze ve koyu mor renkli, geometrik yıldız ve geçmelerle süslü çinilerle kaplıdır. Minber ise Selçuklu süsleme sanatının en güzel örneklerinden olup, ceviz ağacından ve kündekari yöntemiyle yapılmış, tek bir çivi kullanılmamıştır.

Aydınoğulları Türbesi

Birgi ulu camiinin iç avlusunda, camiinin batısında yer alır. Giriş kapısındaki kitabeden hicri 734 yılında tamamlandığı yazılmaktadır. Kare planlı dört duvar üzerine sekizgen kasnaklı kubbesi vardır. Türbe içerisinde dört mezar bulunur. Mezar taşlarında sadece isimler vardır. Mezarları Aydınoğlu Mehmet Bey ve oğulları İsa, Bahadır ve Gazi Umur Beylere ait oldukları anlaşılmaktadır.

Çakırağa Konağı Birgi



İzmir'e 120 km, Ödemiş'e yaklaşık 9 km uzaklıkta, Bozdağ'ın Küçük Menderes Ovasına indiği Güney eteğinde bulunan Birgi Beldesi özellikle Aydınoğulları ve Osmanlı dönemlerine ait mimari yapıları ile geçmişimize tanıklık etmektedir.
Birgi eski konakları, süslü evleri, medreseleri, eskimiş kiremitleri, kararmış tuğlaları ile Osmanlı evleri halen ayakta dimdik durmakta, yıllara meydan okumaya çalışmaktadır.
Birgi'de bulunan tarihi yapıların başında gelmektedir Çakırağa Konağı. Çakırağa bir tüccarmış. Sarıyer deresi üzerinde tabakhaneleri varmış. Bu tabakhanelerde işlenen deriler, yörenin incirleri, üzümleri, kervanlara yüklenerek uzak diyarlara götürülür, satılır gelirken de çeşitli dokumalar, lüks eşyalar getirirmiş. Çakırağa'nın biri İstanbullu, birisi İzmirli iki karısı varmış. Onlar memleketlerine özlemlerini gidersinler diye odalarına, kentlerin resimlerini yaptırmış.
Köprüden yolun karşı kıyısına geçtiğimizde Birgi’nin adını son yıllarda duyuran ikinci önemli yapıya, Çakırağa Konağı’na gidebiliriz. Uzun yıllar harap bir durumda kaldıktan sonra 90’lı yılların başında restore edilip müze haline getirilen Çakırağa Konağı Türk mimarisinde Osmanlı gündelik yaşamının anlaşılmasında önemli bir kaynaktır. Ahşap Türk evlerinin en güzel örneklerindendir. Konak, çiçeklerle bezeli bahçenin ucunda, yoldan görülmeyecek şekilde yüksek duvarlarla korunuyor.
1761 yılında zengin bir tüccar olan Çakıroğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılan konak üç katlıdır. Alt katta taşlık, mutfak, ahır, misafir bekleme odası bulunur. İkinci kat kışlık olarak kullanıldığından daha korunaklıdır. Bütün odaların geniş bir sofaya baktığı konak, şömineyle ısıtılıyordu. Odalardaki duvar ve tavan süslemeleri kalem işleri, ahşap oymacılık kayda değerdir. Misafir odalarında yıkanma bölümleri vardır. Merdiven kapağını kaldırarak üçüncü kata çıkılıyor (yazlık kat). Daha aydınlık ve kalem işleri bakımından daha zengin olan katta, iki de duvar resmi vardıÇakıroğlu Mehmet Bey, biri İzmirli, diğeri İstanbullu iki hanımla evlenmiştir. Hanımlar memleket hasreti çekmesin diye, odaların duvarlarına İzmir ve İstanbul’un birer görüntüsünü yaptırmıştır. Resimler, hem kentlerin o günkü görüntülerini vermek açısından, hem de resim sanatı yönünden son derece önemlidir. İçi olduğu kadar dışı da çiçek ve motiflerle bezeli konak pek çok turistin ilgi odağı konumundadır.

Tarihi çevre

Ödemiş adı konusunda çeşitli görüşler ve söylentiler vardır. Bunlardan en uygun ve doğru olanı şudur:
Ödemiş adı bazı tarihsel belgelerde OTAMIŞ biçiminde yazılır. XIV., XV., XVI. yüzyıllarda burada Otamış adlı küçük bir yerleşim birimi vardı. Otamış dilimizdeki Otamak (otamak: tedavi, ilaç vererek hastalığı iyi etmeye çalışmak, tedavi etmek anlamındadır. Otacı ise hekim demektir.) sözcüğü ile ilgilidir. Ödemiş adı Ötemiş sözcüğünün biçim değiştirmiş durumudur. Ötemiş, Teke Türkmenlerine bağlı bir oymağın adıdır. Şu halde Ödemiş adı "ÖTEMİŞ" Türkmen oymağından gelmektedir diyebiliriz.
Ödemiş ovasının yerleşim tarihi, Yeni Taş dönemindeki İ.Ö. 6000'de başlar. Bunu Kalkolitik (Madentaş) çağı izler. Bu çağda en eski yerleşmeleri ovadaki höyükler oluşturmaktadır.
Höyükler: Plavtepe (Emirli) , Mezartepe (Ertuğrul), Tepetarla (Ödemiş), Karakova (Karakova), Köşkkuyusu (Yusufdere), Maltepe (Kayaköy) Çukurçeşme Tepesi ( Seyrekli).
Tümülüsler: Kerimbey Tepesi (Yolüstü), Kumtepe (Emirli-Ovakent), Yılancık Dağı, Odaşetepesi, Kültepe (Kurucuova), Osmantepe (Ertuğrul), Hüroğlu Tepesi (Yusufdere), Boğalılar Tepesi (Ortaköy), Maşattepe (Kaymakçı), Veli Tepesi (Gerçekli), Tümsek Harman Yeri (Konaklı).
Kaya Mezarları: Ertuğrul, türkönü, Keçililer, Hamamköy, Konaklı, Üzümlü, Ortaköy, Çaylı, Kaymakçı beldelerinde bulunmaktadır.
Tarihi Sitler: Hypaipa (Günlüce), Dios Hieron (Birgi), Digda (Ovakent), Potamia (Bademli), Ayasurat (Türkönü), Torrhebia (Gölcük), Mesotmolos (Bozdağ), Bazdegümi (Yolüstü), Medeksis (Ortaköy), Adagüme (Konaklı), Bükürgüme (Bademli).
Kaleler: Helenistlik dönemden kalma Kızılcaavlu, Kayaköy. Bizans zamanından kalma Yılanlı, Balabanlı, Bademli, Birgi, Günlüce.
Tarihi Anıtlar: İlkkurşun Anıtı, Gökçen Efe AnıtMezarı, Mendegüme Anıtmezarı.
Aydınoğulları Beyliği'ne başkentlik yapmış olan Birgi ise Ödemiş'e bağlı bir beldedir.

Gölcük

Egenin görkemli dağlarından Bozdağlar'ın nerdeyse tepesinde, denizden yüzlerce metre yükseklikte çevresi büyük ağaçlarla kaplı göl şaşırtıcı güzellikleriyle gözlerinizin önündedir.
Gölü, serin havzası ve doğal manzarasıyla ender rastlanan turistik bir kösemizdir. Yaz mevsiminde çeşitli spor kulüpleri burada kamp yaparlar. Gölcük yörenin piknik ve dinlenme merkezidir. Konaklamak için iki büyük otel ve pansiyonları vardır. Soğuk kış aylarında gölün buz tuttuğu da olur.
İnsanı kendine çeken belde sizi bırakmamak için elinden gelen tüm güzelliklerini sergilemekte geri kalmaz. Burada yapacağınız bir kaç saatlik uyku bütün yorgunluğunuzu alır. Sonbaharda kestane ve ceviz ağaçlarından önlerinize düşeni, yiyerek dolaşırsınız çevrenizde. Sonra taze balık çıkarılır gölden. Sarımsak soslu yayın balığının ayrı bir yeri vardır Gölcükte. Oğlak etinden, az soğanlı güveci vardır birde... Biber, patates, domates ilavesiyle odun fırınında yapılır.

Bademli


Tire' den ayrılıp Küçük Menderesin kaynağına doğru yol alırsanız, sizinle birlikte gelen Aydın Dağları'nın kuzey yüzünün eteklerine kurulmuş küçük büyük yerleşim merkezlerinin içinden geçersiniz. Mumdağı'nın eteğine kurulmuş Bademli kasabasına ulaşırsanız; dar taşlı sokakları, cumbalı süslü kafesli evleri ile eski bir yaşam dilimine adım atarsınız.
Kiraz ve erik basta olmak üzere yemyeşil araçlar arasında adeta kaybolmuş olan bu beldemizde her yaz Kiraz Festivali düzenlenir. Güneyindeki Aydın dağlarından eriyen kar sularıyla akan çayın kenarına kurulmuş olan gazinosu ve buranın çevresine kurulmuş dinlenme alanı büyük ziyaretçi çekmektedir. Ayrıca Bademli'de dini bayramları takip eden Pazar günü panayır kurulur.
Bademli turizmin yani sıra belediyenin kurmuş olduğu içme suyu tesisleriyle Ege bölgesinin kıyı kesimine içme suyu temin etmektedir. Bunları takiben Bademli Türkiye'nin dört bir tarafına meyve fidanı pazarlamakta ve halkının büyük bir çoğunluğu da bu konuda üretim yapmaktadır.

0 yorum:

Yorum Gönder

 
 
 
Slayt (İZMİR RESİMLERİ)

İzmir haritası


taksi durakları

İZMİR TAKSİ DURAKLARI A B C Ç E
F G H I J
TELEFON NUMARALARIK L M N O
Aranan semtin ilk baş harfini işaretleÖ P R S Ş
BUL tıklatınT U Ü V Y
Z
İZMİR Alan kodu 232